28 Mart 2009 Cumartesi
Karşılık:3
Stuart:Aşk mı?O herkesin pipisidir.Başkalarıyla yarışır ve burun farkıyla kaybedebilmek için neler vermezsin.
:>Bu konuda senin gibi akıllıca şeyler söylemiyorum ve bu yoksunluğun gerçekte neyi ifade ettiğini de bilmiyorum.
Stuart:İkimizin adına bildiğim sayılı şey,içimize düşecek ölümün bize sevmeyi öğreteceğidir.Sen de bilirsin ki mutlu ölüm bütün ölüleri sevmeyi gerektirir.
:>İyi ama,birisinin ölü olması diğerini nasıl ölü sevici yapar hala anlayamıyorum. Daha önce hiç cenaze levazımatçısını bir kenara bırakıp tabutumu mıhlayan çivilerle seviştiğimi hatırlamıyorum.Stuart...?Lütfen cevap ver.Ölü taklidi yaptığını biliyorum.
Stuart:Bunu nasıl bilebiliyorsun?Cevabı çok acıklı olmalı,yoksa beni böyle sevebilmek için çabalamak zorunda mı kalıyorsun?
:>Beni bunun için suçlama,yaşadığından çoğu zaman böyle emin olabiliyorum.
9 Mart 2009 Pazartesi
Karşı Komşuya Duyulmayan Dışavurum
Çocukların bu sıradanlığa bulaştıklarını bir an için gözünün önüne getirdi.Ona önce havada ivme kazandırıp onu duvardan duvara vuruyorlardı.Duvarda sarsıldığı anda pürüzsüz yüzey üzerinde odanın tamamına yayılıyor,eşyalara örtünmüş dantelleri ve duvarın uzanışını aksatan güneşliği farkına varılmayan tonlarda solduruyor,kapının gıcırtısına nüksediyor,yaptığı eş zamanlı titreşimlerle duvardaki çivileri yuvalarından oynatıyor ve oyuklardan salınan toz zerreciklerini halının altına süpürüyordu -sonra çalışan esas düzeneğin işlevsel olmayan birkaç metal ve plastik parçası havadaki çarpışma esnasında değişik yönlere savruluyordu.Eksilen parçaların görevini,diğer parçaların üstlenmesi ve esas işlevin kusursuz sürdürülmesini sağlamak amacıyla geri kalan dişlileri ve kabloları birbirine yaklaştırmaya çalışıyor, büzüşüp alabileceği en küçük hacmi almaya çalışıyordu.Sanki o da içinde bulunduğu bu durumdan yarar sağlıyor ve durumu daha eğlenceli hale getirmeye çalışıyor gibiydi.
Eski bir binanın muhtemelen yıllar önce çürümüş kiremitleri üzerinde,çanak antenlerin paslı gövdelerine tutanarak çatının ışık alan tarafına doğru ilerlemeye çalışırken aklından bunları geçiriyordu.Böyle bir yükseklikten aklındakileri etrafa saçmanın bir yolunu bulmak pek zor görünmüyordu.Alacağı herhangi ölümcül bir hasardan yalnızca beş kat yukarda duruyordu.Herhalde çarpışmanın etkisiyle kaburgaları omurgasına yapışır,karın içi organları buldukları ilk açıktan peşi sıra etrafa dağılırdı.Şu bulutsuz gökyüzüne bu denli yakın durduğu ve onun bir parçası haline geldiği fikrine yeni alışmıştı ki göğü süsleyen sayısız yıldız arasından ayağının altındaki kiremit kaymıştı. Sanırım bir dilek tutması gerekiyordu.Yalpaladı ama kısa sürede eski dengesini sağladı. Anlık kızgınlığıyla seçebildiği bütün yıldızların ayağını kaydırmayı diledi.
Bocalamak:1
Alinin külotlu çoraplarıyla aliden önce tanışmış olabileceğimi düşünüyorum.Kalabalık olmak her zorunluluğu geçit töreni haline getiriyor.Toplu tuvalette işemek için sıra beklemek ve su sesiyle oynamak dışında kalan boş bakışlarımla alinin kırmızı külotlu çorabıyla tanışıyorum.o katmanlarını sıyırdıkça derinde bir külodu daha olduğunu anlıyorum.ali bir köşede sessizce işini görürken ben de bir başka köşede aynı sessizlikte şaşırma işimi görüyorum.aliye saçma bir soru sormuş olmalıyım,çünkü o dönüp aptal bir gülümsemeyle "herkes giyiyor ki" diye cevap veriyor.annemin bacaklarıma yapıştırmış olduğu siyah taytla onun renk cümbüşü arasında açıkcası pek alaka kuramıyorum.sonra bir kaç başka bacak ve sünmüş renkli iplikler arasından açıkça seçilen başka beyaz külotlar aliyi iyiden iyiye doğruluyor.annemin bana giydirdiklerini dalga geçmeye değer bulmadıkları için üzülüyorum.Erkek iç giyim sektörü yaş grubu ayırd etmeksizin annelerin tekelinde olduğu için hepimiz adına çok üzülüyorum.
hatırladığın kadarıyla 10 kez platonik olarak aşık oldun:nyennbsgbn.ikisiyle hiç tanışmadın.hiç biri hakkında pek çok şeyi bilmiyordun(katil olsaydın kurban seçimlerin konusunda da aynı orantıya sahip olurdun.)ilk kez aşık olduğun kız haricinde hiçbirine bu durumu anlatmadın.o da saç tutamlarını parmaklarının etrafında ne kadar çevirsen de kısa süre içinde yine eski şekillerini alacağını ve insanların öpülerek bitirilemeyeceğini çocukça anlamanı sağlamıştı.Şimdi saçlarla pek oynayamıyorsun,öpmek ve dokunmak konusunda da zaman zaman anlam kayıpları yaşıyorsun.Nihan da sebebini bilmediği ilgi açlıkları çekiyor mudur acaba,dışarı çıktığında niyeyse sevgiye acıkıyor mudur?
Bir zamanlar aşık olduğun e*,kime aşık olduğunu anlattığının sonrasında sana kime aşık olduğunu sorduğunda,isim uydurmak konusunda daha önce ve daha sonra hiç olmadığı kadar zorlanmıştın.Üstelik çok uzağa da gidemedin,sizin mahallede tuğçe adında bir kız yaşattın.E* daha fazlasını bilmek isteseydi eğer,tuğçeyi o mahallede doğup büyütürdün,özgürlüğüne düşkün bir kıza çevirirdin ve konuyu doyumsuz gizli öpüşmelerinize getirip kapatırdın.
4 Mart 2009 Çarşamba
Karşılık2
stuart,ağzını burnunu salya sümük ederim senin.itlikte değil efendilikte birinci ol.kimsenin kimseyi sevmemesi üzerine eşit bir milletizdir biz.herkes konuşmadan önce parmak kaldırıcak.adam olucak,bıyıklarını bir yerlere bırakıcaksın.
isyanet!
kendi topumu kendim keserim,hiçbirinizi oynatmıyorum ulan.sen savunmasın,sen süttensin,stuart sen de yedek kalecisin.
hadbildir!
senin için oldukları kadar benim için de oyuncaklar,stuart.her seferinde(oyunu) görüceksen boşuna büyük oynamayalım.
iknaet!
düşündüğümde hızla olup bitiyor herşey.az önce ne anlatiyordum,görüyor musun bak şimdi ne anlatiyorum.
Stuart:Evet ne anlatıyorsun??
>:Az önce de söylediğim gibi,düşünüyorum diye hızlı olup bitiyor herşey,sonra daha kolay oluyor aklımın ayrışması
24 Şubat 2009 Salı
Günlük Aktarım:4
9 Şubat 2009 Pazartesi
curious case of benjamin button

insanın hayatını tersten yaşaması ve böyle bir insanın hayatını olağan yönünde yaşayan başkalarıyla,başka kadınlarla ve aşık olduğu kadınla kesiştirmesi kafaları kurcalayan büyük anlamlılıklara sebep olabilir.Üstünde biraz daha düşünüldüğünde bu anlamlar yitirilebilir.
Ama mevzu bahis aşkları olduğunda böyle bir adamla böyle bir kadının hayatlarını bir noktada birleştirmek için doğru zamanı beklemeleri ve geri kalan tüm zamanlarında kendi hayatlarının olağan şekliyle sürmesine olan yatkınlıkları,
insanın,sevdiği insanın peşinden,gittiği yere sürüklenmesi kadar ilham vericidir
Fitzgerald aşkı anlamak için bir insanı tersine yaşatmış olmalı.
8 Şubat 2009 Pazar
Karşılık
>:Öncelikle delirdiğim hissine kapılırım.Sonrasını zaten biliyorsun,inanmak daha önce hiç olmadığı kadar kaçınılmaz olur.
Stuart:Öyleyse tum sesleri aynı anda işitmenin nasıl olduğunu hatırlat bana,suya değen ayakları,şemsiyeye vuran damlaları çarpanlarına ayırmalı.
>:Dinle.Öyle tuhaf şey olur ki yalnızca senin sozcuklerini bu karmaşanın içinden çekip çıkarırım.Sonra yine eski kalabalıklığıma karışır,ama karşıma yeni çıkan her ayrıntıyla once seni tanıştırırım.Anlaştık mı?
Stuart:Akıbetimizi merak ediyorum,bayım.Büyük ve şekilsiz bir şapkanın altında kendimi Napolyon olduğuma inandıracağımdan neredeyse eminim.Ama siz sanırım bir köşede sessizce çıldırmanın bir yolunu bulacaksınız.İkimizin koğuşunu sigara içilen bir koridorla bölecekler.Bakarsın,sigaraları doktorumuza yaktırırız.