9 Mart 2009 Pazartesi

Karşı Komşuya Duyulmayan Dışavurum

         "Birileri bişey yapmalı!"Evden fırlayıp soluğu karşı evin çatısında alması anlaşılan bu anlatılanla pek de alakalı değil.Onun dışında birileri yorgun argın evlerine dönmeli,kadın eli değmekle yetinmeli, yediklerinin ağırlığıyla koltuğa gömülmeli ve televizyon başında uyuyakalmalıydı.Birileri bir şey yapamayacak kadar bir şeyler yapıyor oluyordu ya da kendi kafalarına kurdukları saatler bütün insani zorunluluklarına uygun düşüyordu.Yalnızca işten çıkış kavramı zamana konumlandırılarak bile vücudun bütün saatleri ayarlanabiliyordu.Beş buçuklarda yorgun adımlarla terk edilen işyerleri,yerlerini birkaç saatliğine otobüs kuyruklarına ,otobüs kalabalığına ve akmayan trafiğe gönül rahatlığıyla bırakabiliyordu.Sonra onlar da yerlerini eve doğru uzanan yollara,yollara doğru uzanan dükkan önlerine,borçların ve dükkanların sahipleri olan gözlere,izmaritleri kaldırım taşları arasına sürükleyen hızlı adımlara bırakıyordu.Belli ki insanlar da karşılık olarak belli saatlerden sonra her şeyi bir kenara bırakıyorlardı.Büyük ihtimalle karşı apartmanda oturan orta yaşlı amcalar bütün bu olan biteni ertesi sabah evden çıkarken yanlarına almayı unutmamak için eve girer girmez kapının hemen yanına koyuyorlardı.Paltolarını büyük bir özen içerisinde vestiyere düzgün şekilde asmalarına rağmen bütün bu olanları üstlerinden dökülen postları gibi kapının önüne seriyorlardı.Postların üzerinde ayaklarının altındaki tütün kırıntılarını temizliyor ve böylelikle geride hiçbir kanıt bırakmamış oluyorlardı.Kanıtlar bile yeteri kadar düşünüldüğünde anlamlarını ve oyalama olasılıklarını yitiriyordu.Çünkü eve girmekle aitliği kimsede bulunmayan bir sokak karmaşasını arkada bırakmış ve kapıyı yalnızca onların üzerlerine kapatmış oluyorlardı.Yaşananları içeri almamanın şüphesiz ki başka nedenleri de vardı.Üzerlerine geldiği varsayılan bütün bu sıradanlığı eve almış olmakla kadın elinin değdiği bu yaşanmışlıkların güzelleşen bir hal alması,aynı zamanda bu kadarla kalması riskini almış olurlardı.Ayrıca çocuklar oyuncak sanıp kurcalayabilirdi.Her iki durumda da içinde tutamadıkları,yalnızca dışında tutamadıkları şeylere dönüşürdü.Daha güzel görünürlerdi ya da içten içe mahvolurlardı.Bu da onları ya daha çok üzerdi,ya da onları üzen şeylerin onlara daha çok benzemesine neden olurdu.
         Çocukların bu sıradanlığa bulaştıklarını bir an için gözünün önüne getirdi.Ona önce havada ivme kazandırıp onu duvardan duvara vuruyorlardı.Duvarda sarsıldığı anda pürüzsüz yüzey üzerinde odanın tamamına yayılıyor,eşyalara örtünmüş dantelleri ve duvarın uzanışını aksatan güneşliği farkına varılmayan tonlarda solduruyor,kapının gıcırtısına nüksediyor,yaptığı eş zamanlı titreşimlerle duvardaki çivileri yuvalarından oynatıyor ve oyuklardan salınan toz zerreciklerini halının altına süpürüyordu -sonra çalışan esas düzeneğin işlevsel olmayan birkaç metal ve plastik parçası havadaki çarpışma esnasında değişik yönlere savruluyordu.Eksilen parçaların görevini,diğer parçaların üstlenmesi ve esas işlevin kusursuz sürdürülmesini sağlamak amacıyla geri kalan dişlileri ve kabloları birbirine yaklaştırmaya çalışıyor, büzüşüp alabileceği en küçük hacmi almaya çalışıyordu.Sanki o da içinde bulunduğu bu durumdan yarar sağlıyor ve durumu daha eğlenceli hale getirmeye çalışıyor gibiydi.
         Eski bir binanın muhtemelen yıllar önce çürümüş kiremitleri üzerinde,çanak antenlerin paslı gövdelerine tutanarak çatının ışık alan tarafına doğru ilerlemeye çalışırken aklından bunları geçiriyordu.Böyle bir yükseklikten aklındakileri etrafa saçmanın bir yolunu bulmak pek zor görünmüyordu.Alacağı herhangi ölümcül bir hasardan yalnızca beş kat yukarda duruyordu.Herhalde çarpışmanın etkisiyle kaburgaları omurgasına yapışır,karın içi organları buldukları ilk açıktan peşi sıra etrafa dağılırdı.Şu bulutsuz gökyüzüne bu denli yakın durduğu ve onun bir parçası haline geldiği fikrine yeni alışmıştı ki göğü süsleyen sayısız yıldız arasından ayağının altındaki kiremit kaymıştı. Sanırım bir dilek tutması gerekiyordu.Yalpaladı ama kısa sürede eski dengesini sağladı. Anlık kızgınlığıyla seçebildiği bütün yıldızların ayağını kaydırmayı diledi.

Hiç yorum yok: