6 Haziran 2009 Cumartesi

GA:10

Gündüzleri başlayan uyduruk hikayelerimizin geceleri bitmesi gerektiği üzerine...         

          Bir gün yine böyle içiyoruz.Sonra dedim ki,sen beni hiç sevmemişsin.Üzüldü,bir kötü oldu.Gözlerini kapadı,yine de yeşildi.Kapıyı çektim,çıktım.”Kaltak” diye bağırdım.Duymadı,duysa daha kötü olurdu.Onu daha fazla üzmek istemedim.Saatlerce yürüdüm.İkimizin olmayan çocuklar gördüm.Piknik yapıyor,kahvaltılık şeyler yiyorlardı.Necla’ya benzeyen çatallardan bir süre nefret ettim.Bana benzeyen piknik sepetlerini de başkalarının evcilik oyununa gelmemeleri konusunda uyardım.

          Hatırlıyorum Necla en çok benim nerde başlayıp nerede bittiği belli olmayan bıyıklarımı severdi.Onları mutluluğa benzetirdi.Bıyıklarımı tarar,onları şekle sokardım.Benimle derdim,hayat derdim,işte hem böylesine mutlu hem de düzenli böyle işte derdim.Oracıkta sarılırdık.Geleceğimizin müsveddesi ,başkalarının temize çekilmiş son hali olurduk.Ne zaman gözlerimizi birbirimizden başka yöne çevirsek uzaklarda bir yerlerde güneş batardı.

          Oysa şimdi yağmur yağıyordu.Daha doğrusu diğer her şey gibi yağmur da üstüme üstüme geliyordu.İçinde bulunduğum durum dolayısıyla en acıklı damlalar gözlerime düşüyordu ve yere düşen ne varsa sanki gözlerimden de bir şeyler alıp götürüyordu.İçimden kendime yönelen çok kötü küfürler savuruyordum.Önce Necla’yı ne kadar çok sevdiğimi anımsıyor,sonra sevgiye dair bütün iyimser kaldığım yanları iyiden iyiye kötülüyordum.Mutlu olmak isteyen yanımı aptal yerine koyuyordum.Yalnız ölmekten korkan yanımı da kör bir bıçakla soyup soğana çeviriyordum.

          Gün geçtikçe daha da perişan oldum.Boş sigara paketlerini yerlerde biriktirdim.İçki içtiğim bardakların dibini gördüm.Çocukların uzanamayacağı yerlerdeki ilaçlara bile dokundum.Ben hiç yaşamamışım ki diyordum kendime.Diyordum ki ölsem Necla için ne değişecek.Yine de ileride ölmüş olmak için ölmekten kurtulurum diyordum.Kendimle böyle ciddi konuları daha sık konuşuyordum.Sonradan anladığım kadarıyla,ölmeyi de ayrılma hususunda olduğu gibi konuşarak beceremiyordum.          

19 Mayıs 2009 Salı

KısaOyku1

    Etrafta kimsecikler yoktu.Kusursuz evlerin,geç saate kadar izlenen televizyonların, bu saatte buradan geçmeyen arabaların,balkonda içilmeyen sigaraların ışıkları sönüktü.Sokak lambalarının loşluğu da pek ışığa benzemiyordu.Her biri kendine ancak yetecek solgun aydınlıklarıyla sokağın bütününe yetişemiyorlardı.Yol kenarı düzlükler karanlığa gömülmüştü.Dolayısıyla ortalıkta dolanmayan kimselerden,durduğu yerde duran ağaçlardan,apartmanların giriş kapılarında anahtarlarını arayanların varlığından kesinlik içerisinde söz edilemezdi.
    Farları ve fren lambalarına rağmen zorlukla seçilebilen bir arabadan orta boylu bir karartı indi.Yol kenarı boyunca geldiği yönde birkaç adım uzaklaşmıştı ki duraksadı.Arabasına geri dönüp yoluna devam etti.

GA:9

...Bilgi sabit tutulup dağarcık gittikçe genişletilmiş,ortaya çıkan akıma,sorunlu telaffuz edilen isimlerden biri verilmiştir.Bahşedilen ismin,bahsedilen akım hakkında en ufak bir fikir vermemesi gerektiği göz önünde bulundurularak yapılan isim seçme işleminde kafalar karışmış bulunmaktadır.Gereğinin yapılması oyların yeniden sayılması sonuç aynı çıktığı takdirde seçimin iptal edilmesi,açık oylama sistemine geçilmesi,yine de daha en başından çok açılınmaması gerektiği kararlaştırılmıştır.Kararın sağlıklı alınmış olup olmadığı hususunda tam teşekküllü devlet hastanesine başvurulacak,grev gözcülerinin yapılacak göz muayenesinden geçer not almamaları durumunda kullandıkları araçlara el konulacaktır.Açık arttırmada fahiş fiyata satışa sunulacak araçlardan elde edilecek gelirle yeni seçimlerin yapılması ve seçim iptal edilinceye kadar,para yettiği ölçüde seçimlere fesatlık karıştırılması kararı alınmıştır.Alınan her karar kendinden öncekinin sağlıklı olup olmadığını sorgulatacak nitelikte olduğundan karar aşamasının doğrudan sağlık bakanlığına bağlanmasına, kullanılmayan bodrum katında sağlık hizmeti verilmesine,soykırım tartışmalarına mahal vermemek için kalorifer böceklerinin içtenlikle sevilmesine,atılan her adımdan önce yeni belgelerin imzalanmasına,tasarruf için eski resmi belgelerin arka yüzlerinin kullanılmasına,genel müdüre kağıtların hem ön hem arka yüzünün imzalatılıp şaka yapılmasına,genel müdürün bu şakaya gülmemesi ve olayın disiplin suçu kapsamında değerlendirilmesi durumunda olay yeri incelemesinde bulunulmasına,suç aletlerinin toplatılmasına ve gündüz kadın programlarında menapoz sıcağından koruyan şapkalara dönüştürülmesine,topluma yeniden kazandırılmasına karar verilmiş ya da karar verilse mi acaba diye şöyle bir üstünkörü düşünülmüştür.Zaman zaman da gereğinin yapılması arz edilmiştir. 

12 Mayıs 2009 Salı

Liste1

3 mayıs pazar kadıköy meydanı geleneksel horon tepikleri en dikkat çekici 5 listesi

-horon esnasında saati merak edip yanındaki tanımadığı kızın kolundaki saate bakan yürek yakan güneş gözlüklü adam.işlem esnasında kadının kolunu kendi düzüne çevirmesi çok çarpıcıydı.

-hello kitty baskılı t-shirt giyen genç kız.t-shirtin üzerindeki miss adorable tanımlamasına aldandıysa gossip girl ikinci bölüm altyazısı,yok eğer hello kittyli çorap ve cüzdan seviciliği de içindeyse nejat uygur ömür boyu başarı ödülü

-vücut yapısı minimalist oyunculuğa müsaade etmeyen,15 yaşlarında aşırı balık etli kız.yaşıtların gibi aynayı saç fırçasından daha fazla kullanmanı isterdim. 

-elindeki tulumu üflemediği boş zamanlarında,gövdesinin gösterisine girişen çalgıcı.

-geleneksel türküyü işlevsel kılmaya çalışan,modernize edip tam karşılarına denk düşen kızlara uyarlayan iki arkadaş.ödülü birlikte paylaşıyorlar.tespitte hata olmaz lafını doğrularcasına"ne bu olm kızlara laf sokuyoz bişey demiyolar la!" geri bildirimleri 

10 Mayıs 2009 Pazar

GünlükAktarım:8


cesedinin çevresine çekilecek çizginin dışına taşmamaktır senin başarın.kendini boşluğa bırakmış bir adamın kırıklarını,eziklerini bedenine incelikle işlemeli,ya da kafasının içindekileri tabancayla duvarlara yazmış bir adamın kaslarındaki gevşekliği kazandırmalısın gövdene.aldığın her darbeden sonra düşmeyi öğrenmeli,düştüğün yerden kalkmayı bırakmalısın artık.


Anneler Günü Özel Yayın

Sevgili Anneciğim,
Eğer beni sen doğurmasaydın muhtemelen angelina jolie doğururdu.o kadar çeşit çocuk arasında ve yaşlanması yavaşlamış bir annenin oğlu olarak psikolojim daha fazla bozulurdu.Standarttan sapmadığın için teşekkür eder,anneler gününü en içten dileklerimle kutlarım.İyi ki beni (sen) doğurmuşsun.

Yine de özel ihtimam göstermek istemem.Bu özel gününde hatırlatmak isterim ki senin gibi bir kızım olsa her gün döverdim ve babalar günümü,boynundaki tasma ya da hiç olmazsa iple çekerdim.

Sana şu samimi dizeleri armağan etmek isterim.Çünkü sen olmasaydın bunların hiçbirini yazamazdım.(nankör ve mutlu olma ihtimalim vardı.)Sevgilerimle.

Oğlun,


annemden öğrendim çocuk olmayı
ve elimin tersindeki kırışıkları
masum bir gülüşün 
orta yerinde düzeltmeyi

6 Mayıs 2009 Çarşamba

GünlükAktarım:7

sosyopat,önyargılarından kurtulmak için kafasını çalıştırma gereği duymuyor ve dünyanın en anlamsız ironisi farkedilmek hızında etrafına saçılıyor.

sosyopata duyulan öfke bu yolculuğu otobüs koltuklarından,muavinin ziyaret sayısına bölünmüş uykulardan,ağardığına tanık olunan günlerden alıkoymaya yetmiyor.

Tecavüzcüsüyle evlenen bu beynin arta kalan saflığını da sahibine verin ve son kullanma tarihinin sayısız kez üzerinden geçin.